Sessiz

Susuyorsak Efendiliğimizden

22.03.2015 00:00

Bakma durmaz çenemiz, konuşur mangalda kül bırakmayız. Gönlümüz alev alev yanar da ondan; azıcık sönsün isteriz bazen... Meydanı boş bulduğumuzdan da değil, sakın yanlış anlama... Öyle doluyuz oysaki, öyle... Ağız durmaz, kalp kaya gibi durur yerinde. Taş gibi değil, kaya gibi... Ulu, heybetli... Alışkın... Susar, bekler... Efendiliğimizden...

Gözler yorgundu nicedir. Dil kendine palavralar uydururken, o etrafı gözetler bıkmadan, usanmadan...Fıldır fıldır dersin sen, yerinde durmaz dersin... Biz ararız oysaki... Sessiz haykırışlarımızdır gözlerimiz... Ne keskin, ne hasret doludurlar; sen duymazsın... Çünkü sen ağzımızın ta içine bakarsın... Biz susarız, gözler susar... Efendiliğimizden...

Bir kulağımız duymaz bizim... Sağ kulağımız... O yüzden hep kötü andıklarını hissederiz, her çınlattığında... Yoksa alışık gurbet türküleri dinlemeye, alışık en sevda yüklü şarkılara meyletmeye sol kulağımız... Sen bir yerlerde bizden bir haber bekle... Bizim kadar bilir misin beklemeyi? Ağzımızdan sırrımızı alabilir misin? Severiz de söylemeyiz, susarız... Efendiliğimizden...

Her şeyi koklarız biz. İyi koku alır burnumuz. Bir kere çektik mi senden çok derinlerden bir nefes; ak mısın kara mısın anlarız. Kokunu alırız hafızaya, sonra adamsan kaybol... Sevdik mi burnumuzun ucunu bile görmeyiz, ama kokunla buluruz seni... Biz var ya, istersek sana nefes oluruz, nefes! Ağzımızı kapatsan da sen, burnumuz var yani... Susarsak, efendiliğimizden...

Parmaklarımızın ucundaysan başka yerde olma demiştik sana, başka söze hacet var mı? Biz kelimelerle dokunuruz sana, başkası kirli parmak izleriyle... Kimlerin katili asla bilemezsin o başkası... O parmaklar mı senin kalbine dokunacak... Saçmalama... Biz meyletmiyorsak, susuyorsak... Hep efendiliğimizden...